Yirminci yüzyılın başında klasik gitar, konser salonlarında ciddiye alınan bir çalgı değildi. Ses hacmi düşük, repertuvarı sınırlı ve akademik eğitimi yerleşmemişti.
Andrés Segovia'nın kariyeri bu üç sorunun da ele alındığı bir süreçtir. Hacim meselesine tını odaklamasıyla yaklaştı: tırnak kullanımı ve sağ el temas noktasının denetimi, gitarın uzağa taşıyan bir ses üretmesini sağladı. Repertuvar meselesine iki koldan çözüm getirdi — barok ve romantik eserleri gitara aktardı, ve dönemin bestecilerinden yeni eser istedi. Bugün repertuvarın merkezinde duran birçok eser bu siparişlerin ürünüdür.
Eğitim meselesinde ise ustadan öğrenciye aktarım hattı kurdu; kendisinden ders alan kuşak, klasik gitar eğitimini konservatuvarlara taşıdı.
İcra anlayışı tartışmasızdır demek yanlış olur. Aktarımlarında özgün metinde yaptığı değişiklikler ve romantik yorum tercihleri sonraki kuşaklarca sorgulanmıştır. Ancak bu tartışmanın kendisi, gitarın ciddi bir icra alanı haline geldiğinin göstergesidir.
Derslerimizde repertuvar planı bu tarihsel çerçeveye göre kurulur; aktarım eserlerinde özgün metinle karşılaştırma ayrıca ele alınır.